top of page

Sayın Dr. Mert Demirel NORTHWAY ile birlikte.. Ben En İyi Neyi Biliyorum?

İNSAN EN İYİ NEYİ BİLİR?



Sevgili Mert, çok sevgili arkadaşım Sibel'in biricik eşi ve Dünyalar tatlısı Mert'in de babası..

Bu keyifli yazıyı NORTHWAY okuyucuları ile paylaştığın için teşekkür ederiz..


İNSAN EN İYİ NEYİ BİLİR?


Sevgili Sezin, kendi internet bloğu için yazı yazmamızı rica ettiği zaman, ona "ne yazacağız?" diye sordum. "En iyi bildiğin konuyu" dedi.


Ben en iyi neyi biliyordum acaba?

Otomatik olarak mesleğim aklıma geldi. Onu yazabilirdim. Çok da popüler bir iş yapıyorum. Biraz dedikodu ile biberleyip yazsam okunması beğenilmesi garanti bir metin olurdu. Sezin'e mahçup olmazdık.

Fakat aklımdan yazabileceğim konuları geçirirken, beynimin içinde uğuldayarak dönen "en iyi neyi biliyorum, en iyi…?" sorusu, mesleğim hakkında yazmama engel oldu.

Devamlı değişen, oldukça dinamik olan tıp sanatı, bu konuda ahkam kesmemi engelledi ve kendimi, ben gerçekten en iyi neyi biliyorum, diye sorgularken buldum.

Covid dönemi içinde yaşar dururken, hayat da oldukça yavaşladığı için, insan kendisi ile daha fazla yüzleşiyor. Bazısı kendisi ile mutlu, bazısı da mutsuz olsa gerek. Hayatın acılaştırdığı insanlar ve yaşamın daha da tatlandırdığı adamlar var. Aynı hayat, benzer güçlükler ve fakat değişik yönlere giden hayatlar.. 
Çok acayip doğrusu, bu çeşitlilik, dengesizlik, tutarsızlık, değişkenlik içinde insan en iyi neyi bildiğini iddia edebilir ki.
Ve evet ben kendimce cevabı buldum.. !!
İnsan en iyi kendisini bilir. Evet doğrusu bu. Bir dışarıda bizi görenlerin tanığı yüzümüz var, bir bizi iyi tanıyanların, bir de sadece kendi kendimizeyken yaşattığımız hayaller, arzular ve eksikliklerimizle gerçek "ben". İşte en iyi onu biliriz. Onu anlatmak lazım da… nasıl? Ve neden onu anlatmalı?

Sosyal medyanın pompaladığı duygu olan teşhircilik güdüsü ile mi? Yoksa yüzleşme için mi?

"Nedeni geçtim..işte Sezin istedi diye anlatacağız."

En iyi bildiğim kendimi anlatacağım size..




Hazır mısınız? Evet başlıyorum..
"Enter" a bastım, paragrafın başına geldim ve ilk önce kendimi, kendime anlatmayı becermeliyim. Kurgulamayı sonra yaparım. Kafamdan cümleler geçiyor, özgeçmiş ayrıntıları, çocukluk anıları, travmaları ve mesleki savrulmalarımız. Araya bir kaç "sır" serpiştirim. Doğal, samimi ve okunur olur.

Doğum yerim, kaç ay süt emmişim anamın memesinden?, ilk trafik ışığını ne zaman farketmiştim? Balık sudan çıkınca solungaçlarını nasıl da açıp kapıyor kırmızı-gümüş. İlk anaokulunda öpmüşüm bir kızı dudağından. Aynı anda Ajdaya ve Erol Evgine aşık olmuşum. Kendimden küçük çocuklarla bir büyük gibi konuştuğumda ne kadar mutlu olduklarını farkettiğimde üniversitedeydim. İnsan içkiyi neden içer anladığımda 30 lu yaşlardaydım. Tandığım herkesten farklı olduğumu ve olacağımı kabul ettiğimde 40 lı yaşları geçmiştim.


Beyin çok ilginç ve büyüleyici bir organ, anılar; koku ve renk parçacıklarıyla beraber oradan oraya savruluyor ama ben en iyi bildiğim kendimi eni konu anlatacak cümleleri bulamıyorum.

Gerçekleri, duyguları en iyi aktarabilme yolu, onları bir dilin cümlecik yapıları içine alabilmekle mümkün olur.

Bir olguyu cümle içinde güzelce paketleyeceksin, ki başkası onu anlayabilsin. Peki hadi siz yapın bakalım. "Ben"i cümleler ile anlatın. Bir kere "ben" denen şey bir olgu değil, bir düşünce değil, bir gerçek hiç değilmiş. "Ben" daireleri çizerek spiral biçiminde bir yere doğru ilerleyen bir "şey". Bazen başa dönüyor gibi oluyor ama o baş, bir zaman önceki baş olmuyor, ondan biraz ileride bir başka " baş" oluyor.


    En sağlam inançlarımız, arzularımız, korkularımız devinim içerisinde. Değişiyor, dönüşüyor ve kendimizi 10 sene önceki adamdan oldukça farklı bir yerde buluyoruz. Bunu ben en iyi karımdan azar yerken anlıyorum. Bana 10 sene önce yaptığım, dediğim bir şeyi hatırlatırken, kimmiş bu adam yahu diyorum. O adamla en ufak bir yakınlık hissetmiyorum. Ve karım, o adam hakkında bu kadar şeyi bilmesi beni kıskandırıyor ve sinirlendiriyor. Resmen o adam ben değilim işte. Aman geliştim, değiştim falan demiyorum. Ben o adamdan farklıyım bu kadar. 

Evet ve yazarken daha iyi anlıyorum ki, ben aslında en iyi kendimi de tanımıyormuşum.
Sevgili Sezin, idare et bu yazı ile..!!


Ne demiş Winston Churchill? "İnsanlar sadece gerçekten bildiği şeyler hakkında konuşsaydı. Dünyada büyük bir sessizlik olurdu.!!"





İyi pazarlar.. Keyifli okumalar..!!


Evet, her ne yapıyorsak.. ya da neyi iyi yapıyorsak evet onunla gurur duymalı ve ortaya koymalı..

Mesela ben.. Bu mecra kendimi bulduğum, ifade edebildiğim.. tanıdığımızı sandığımız en yakınımızdaki insanların bile ne farklı yönlerinin olduğunu keşfettiğim.. keşfettiğimiz bir yer..

Belki de bu yüz yüze olamadığımız dönemde.. o sıcaklığı bize aktaran bir "kuytu köşe" oldu burası..

Kendimizi belki de hiç tanıyamayacağız biliyor musunuz..? Biz bile kendimizin aslında ne kadar geliştiğimizin farkında değiliz..


Sen en iyi bildiğini bile, "biliyorum" demeyecek kadar, meziyetli ve mütevazi bir insansın..

Bizimle olduğun için NORTHWAY ailesi olarak sana çok teşekkür ediyoruz Sn. Dr. Mert Demirel.. Ve bu yazı ile idare edemeyiz Mert, hep yaz.. 👌


Op. Dr. Mert Demirel, Estetik, Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı, Mert Demirel Kliniği, İstanbul
230 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Comments


Yazı: Blog2 Post
bottom of page