top of page

Doç. Dr. Sezin Akça Bayar yazdı.. "Anneciğim Atların Neden 64 Kromozomu Var?"

Güncelleme tarihi: 28 Ara 2021

AT GÖZLERİYLE DÜNYAYI GÖREBİLMEK..


Kuzey yani oğlum.. Kromozom sayılarını çalışırken bana sorduğunda.. Ben de aslında tam bir açıklama yapamamıştım.. Ama bu sayıyla gelişmişlik düzeyi paralel değil diye biliyordum.. Ki eğrelti otunun da 500 kromozomu vardı..

Sonra ilk defa bir at ile göz göze geldiğimde.. ve bakışlarındaki hüznü, gerçekliği, hissi, korkuyu, çekingenliği ve asaleti, asiliği hissetmeye başladığımda.. kendimce aslında her canlının kendine has çok evrimleşmiş ve daha az evrimleşmiş yönlerinin olduğu sonucuna vardım..


Anneciğim Atlar Nasıl 64 Kromozomlu Olabiliyor?


Ben de ilk defa oğlumdan duydum.. 64 kromozomlu olduklarını.. Ama hiç de şaşırmadım.. Bu kadar hayran olunası bir canlının bizden fazla kromozmunun olmasına..

Peki nasıl oluyor da genlerimiz evrimleşme ile bu hala geliyor.. Bir genetikçi olmadığım halde birazcık araştırdım diyelim..

Oğlum sadece atlar değil.. tüm evrildiğimiz hayvanlar neredeyse hep hep bizden fazla kromozomlu.. Orangutanlar, goriller, şempanzelerde 24 çift yani 48 kromozom bulunmakta.. Yani tüm yakın kuzenlerimiz böyle.. Bizde ise 23 çift.. 46 kromozom..
Benzer şekilde kesin olarak bildiğimiz bir diğer nokta, insanın bu akıl almaz sayıdaki canlıların her biriyle akraba olduğu, ancak en yakın akrabasının Pan cinsi, yani şempanzeler ve bonobolar olduğudur. Ondan sonra sırasıyla goriller ve orangutanlar gelir.
Bu noktada, şu bilgi önem arz etmektedir: Esasında kromozomların sayıca azalması veya artması durumu pek de anormal değildir ve doğada sıklıkla görülür. 
Kromozomlar, burada ayrıntısıyla açıkladığımız gibi, aslında DNA'nın paketlenme biçimi demektir. Yani kromozom kendi başına pek de anlamlı değildir. Asıl anlam, içerisinde barındırdığı DNA'da ve genlerde yatmaktadır. Kromozomlar, yalnızca ve yalnızca bu uzun DNA bilgisinin nasıl "paketlendiği" ile ilgilidir.
İnsan, şempanze ve orangutan kromozomları 2. kromozom haricinde birebir birbirine benzerdir.

    Kromozomların uç kısımlarına telomer denir. İki kromatitin birleşerek tek bir kromozom halini aldıkları düğüm/boğum noktalarına ise sentromer denir. Genomu bilinen canlılarda, telomer ve sentromer yapıları nükleotit dizilerine bakarak rahatlıkla ayırt edilebilmektedir. Örneğin tüm omurgalı hayvanların kromozomlarında telomer bölgesi TTAGGG dizisinin yüzlerce, hatta binlerce defa tekrar ettiği bir bölgedir. Omurgalı bir hayvan olan insanda bu dizi telomer bölgelerinde yaklaşık olarak 2500 defa tekrar eder. Sentromerler ise biyokimyasal araçlar kullanılarak ve mayoz bölünme sırasında bu hücreler gözlenerek tespit edilebilmektedir. Telomer ve sentromerler, sorumuzun yanıtında kilit bir rol oynamaktadır.
Vahşi doğada atların 33 çift (66 adet) kromozomu bulunur. Ancak evcilleştirilmiş atlarda 32 çift kromozom bulunur. Bu kromozomal kaynaşma, son 6.000 yıl içinde yaşanmıştır! İnsanlarda yaşanan kaynaşmadan çok ama çok sonra!
    Bir diğer ekstrem örnek ise kelebeklerdedir: Güney Amerikan Philaethria Kelebeği'nin kromozom sayısı 12 ile 88 arasında değişmektedir! Bu kadar farklı kromozom sayısına rağmen, nasıl olup da oluşan kelebeklerin hepsi "kelebek"tir ve temel olarak birbirine benzerler? Çünkü daha önce de belirttiğimiz gibi, paketlenmenin özel bir anlamı bulunmamaktadır. 12 kromozomlu paketlenme tipi ile 88 kromozomlu paketlenme tipi birbirinin aynı genomu, yani aynı DNA'yı taşıdığı sürece bir anlam ifade etmez.

Gelelim Atlara..

Yunanistan’da at MÖ 2000 yılına doğru getirilmiş ve özellikle MÖ 7. yüzyıldan itibaren ıslah edilmiş. Özenle kuşatılan at, binek olarak, yarışlar ya da savaşlar için zenginlere özgü bir lüks durumuna gelmiş. Bir efsane at olan Skiphios’a, Poseidon (deniz tanrısı) tarafından Teselya’da can verilmiş olduğunu söyler. Eski Yunan’da beyaz bir aygır, tanrılara sunulabilecek en değerli kurbandı. Yunan miyolojisi de, atla insanın bütünleşmesinin en belirgin simgesi, yarı at – yarı insan Kentaur’u yarattı.



Peki Atların Farklı Özellikleri Nelerdir?


Bir göz doktoru olarak tabi ki önce bu gözleri ve hissettirdikleri neden bu kadar farklı? Buna değinmeden geçemezdim..
  • Atların karada yaşayan diğer memelilerden daha büyük gözleri vardır.

  • Ayrıca gözlerinin büyük olduğu kadar güzeldir de..




Atların gözleri başının yanlarında olduğu için neredeyse 360 dereceye kadar görebilirler.










At yetiştirmeye ve eğitmeye başlamak istiyorsanız ya da binicilik sporunu yapıyorsanız , önce atın görme ve işitme duyularını ile bilişsel kapasitesini iyi bilmeniz gerekiyor. Aksi takdirde eğitimde başarılı olamaz ve huysuz davranışlar sergileyen bir ata sahip olabilirsiniz.


Görme


Atlar, av hayvanlarının sadece davranış anlamında değil, tipik özelliklerini de gösterir. Bir atın duyuları, her potansiyel tehdidi başarılı bir şekilde atlatmak için erken algılamaya yöneliktir. Bu, atların insanların gördüklerinden çok farklı bir şekilde dünyayı görmesine neden olur.

Atların insanlardan çok farklı bir görüş alanı vardır. Atların insanlardan çok farklı bir görüş alanı vardır; başın yanında bulunan gözler sayesinde, görme alanları neredeyse 360° kadardır – göremedikleri tek alan ise tam arka taraflarıdır.


   Atın gözü, insan gözünden çok daha fazla nesneyi yakalar. Birçok hayvan, bir yırtıcı hayvanı fark edip tehlikeli bir yerden ayrılıp hayatlarını kurtarması gereken pratik olarak küresel görüşe sahiptir.
   Atların göz yuvaları hafifçe öne doğru çıkıntı yaparak nesnelerin şeklini ve mesafesini belirlemenizi sağlar. Ayrıca kör nokta adı verilen alanlara da sahiptirler. Başın arkasında, hayvanın alt çenesinin altında, doğrudan burnun altında bulunur ve burundan yaklaşık 110 cm ileriye doğru uzanırlar. Atlarda binoküler görüş yaklaşık 65 °, monoküler - 285 ° 'dir.
   At renkleri ayırt edebilir. Doğru, onun renk paleti, insan olana kıyasla oldukça azdır. Ancak hayvan ana parlak renkleri hatırlayabilir. Dahası, duygusal algı düzeyinde hatırlanırlar. Örneğin, parlak mavi bir şey giymiş bir kişi tarafından övülür ve teşvik edilirse, bu renk sakinlik ve neşe ile ilişkilendirilecektir.
   Atların gözünde tapetum adı verilen bir damar tabakası bulunduğundan, bu hayvanlar karanlıkta mükemmel bir şekilde yönlendirilir. Nesneleri, karanlıkta onlara olan mesafeyi, bazen güneşli bir günden bile daha iyi ayırt ederler. Yapılan araştırmalara göre bilim adamları, bir insanın atın gördüğü yolu görmediği sonucuna varmışlardır. Gözün özel yapısı sayesinde atlar bulutlu günlerde parlak günlere göre daha rahat hissederler.
   Atlar, bir nesneye olan mesafeyi ve derinliğini tahmin edebilir. Bu özellikler, çeşitli yarışlara ve yarışmalara katılmalarına izin verir. Ancak hayvan bakış açısı, insan bakış açısından farklıdır. Bir nesneye olan yaklaşık mesafeyi kendileri için tahmin etmek için, atlar ona bir gözleriyle bakarken diğeriyle örtüyorlar.



    Atlar neden gözlerini özel kalkanlarla kapatırlar? Bu işlem atın görüşünü azaltmak için yapılır. Bu, atın görüşünü yalnızca bir kişinin ihtiyaç duyduğu yöne odaklamanıza ve atın bakışlarını, ulaşmanız gereken belirli bir nesneye odaklamanıza olanak tanır. At flaşörleri, koşumlanmış bir atın yanaklarından geçen kayışlara tutturulmuş, deri, plastik veya tahtadan yapılmış çeşitli türdedir. Atların önündeki flaşörler, at yarışlarına katılma, hipodromlarda eğitim, eğitim vb. Durumlarda mevcuttur. Ayrıca, gergin ve utangaç atlar için görünür dış uyaranları azaltmak için faydalıdırlar.
    Atların gözlerindeki kalkanlar, sert deri veya telden oluşan ek takviyelere sahiptir. Astarı sabit bir pozisyonda tutabilirler.             Atlar neden yanlarından gözlerini kapatırlar? Bir at oldukça utangaç bir hayvan olduğundan, bakış açısının kontrolü dışındaki nedenlerle değişmesinden korkabilir. Bu nedenle memeliyi sakinleştirmek ve bir kişinin atlarla temas kurabilmesi için göz lastiği takmak son derece gereklidir.
Diğer şeylerin yanı sıra, atın gözünü toz, rüzgar, nem gibi dış tahriş edici maddelerden korurlar. Atın tüm hareketlerini kontrol etmeye ve arkadan ve arkadan meydana gelen hareketlere tepki vermeye alışkın olduğu göz önüne alındığında, yanal görüşü kaplayan kalkanların varlığı, yarışma veya dövüş sırasında sakin ve dengeli kalmasına ve kendini agresif dış etkenlerden korumasına izin verir.
    Atlardaki güçlü genetik hafıza nedeniyle, sürü uykusuna sahiptirler. İyi bir dinlenme için bu hayvanların sadece 3 saat uykuya ihtiyacı vardır. Yani at için stressiz, ağrılı bir durum olmadan, yeterli beslenmenin varlığıyla geçen günün normal seyri boyunca yüzüstü pozisyonda 1,5 ila 3 saat içinde iyileşmesi gerekir. Vücut ağırlığının akciğer üzerindeki baskısı nedeniyle belirli bir rahatsızlığa neden olduğu için artık bir tarafta yatamayacak. At bu tam uyku dönemini gözleri kapalı olarak geçirir. Araştırma sonuçlarına göre bilim adamları, derin uyku sırasında hayvanın rüyaları görebildiği ve hatırlayabildiği sonucuna varmışlardır.
    Bir atın sabit bir durumda bir ahırda geçirdiği zamanın geri kalanı genellikle bir şekerlemeye atfedilir. Şu anda, at birçok fizyolojik süreci askıya alıyor ve dışarıdan derin uykuda gibi görünüyor. Ama uyurken atın gözleri açık. Bunun nedeni, atın sürüde yaşamaya alışmış vahşi bir hayvanın köklerine sahip olmasıdır. Sürü içinde uyumak kendi kurallarına uyar. Çoğu kişi uyurken, diğerleri uyur ve ilk kişinin derin uykusunu korur, herhangi bir taraftan meydana gelen tehlikeli hareketlere hızla tepki vermek için açık gözlere ihtiyaç vardır. Böyle bir dinlenme döneminde at hiçbir şey hayal edemez.

Duygular ve Biliş


Atların ve insanların beyinleri bazı önemli şekillerde farklıdır. İnsan beyninin bir özelliği büyük bir prefrontal kortekstir. Beynin bu kısmı akıl yürütme, planlama, karar verme, soyut düşünce veya kendini kontrol etme gibi şeyler için önemlidir. Bu, etkili bir şekilde geçmişi ve geleceği düşünebileceğimiz, mekansal ve geçici olarak birbirinden mekansal ve zamansal olarak uzaklaştırılan olaylar arasında bir bağlantı kurabileceğimiz anlamına gelir.

Muhakeme ve tefekkür düşüncesinin bu kapasitesine biliş denir.


Beynimizin düşünme ve tepki verme biçimimizi etkileyen bir diğer önemli kısmı limbik sistemdir. Bu, beynin evrimsel gelişim açısından prefrontal korteksten çok daha eski bir parçasıdır. Birçok hayvanda, limbik sistem bir insandan farklı değildir. Limbik sistem duyguların kontrol edildiği yerdir ve duygular da özellikle de hızlı bir tepki gerektiğinde önemli bir karar verme faktörüdür.
Duygular bir atın (ve diğer hayvanların çoğunda) reaksiyonları üzerinde büyük bir etkiye sahipken, yetişkin insanlarda reaksiyonların çoğu biliş tarafından yönetilir.
Çoğu hayvan için, ani bir “sürprize” tepki, çok daha kuvvetli olabilir; Özellikle av hayvanları, korku gibi bir duygu ile tetiklenen bir duruma hızlı ve net bir şekilde tepki verirlerse hayatta kalma olasılıkları daha yüksektir.
Hayvanların bilişsel kapasitesi daha az gelişmiş olduğundan, ani gelişen bir durumu atlatması daha uzun sürer.
Atların duygusal kapasitelerinin bir diğer önemli örneği, bireyler arasında güçlü bağlar oluşturmasıdır. Çoğu at, bir at arkadaşının kaybında kalıcı veya geçici sıkıntılı zamanlar geçirebilir.
Bir atın korku gibi olumsuz duygularla ilişkilendirdiği fiziksel, görsel veya sesli tepkiler, yıllar sonra aynı tepkiyi tetikleyebilir.
İyi gelişmiş duygusal kapasitelerinin aksine, atlar insanlardan çok daha az bilişsel kapasiteye sahiptir; farklı zamanlarda veya farklı yerlerde meydana gelen olaylara sebep sonuç ilişkisi kuramazlar.
Ancak bu, onların hafızasının kötü olduğu anlamına gelmez; Görsel veya işitsel bazı anları uzun yıllar boyunca hatırlamalarına izin veren mükemmel bir fotografik hafızaya sahiptir.
Görsel, sesli, dokunma duyuları atların eğitiminde önemli bir rol oynar. Bununla birlikte, iki olay arasında atların bağlantı kurma yetenekleri çok sınırlıdır. Örneğin atın bir davranışı için ödül verecekseniz, atın davranışı ile ödül arasında bir ilişki kurabilmesi için son derece kısa (ideal olarak acil) olmalıdır.



    Fransa’daki Universite de Rennes’ten gelen araştırmacılara göre, farklı at ırkları farklı baskın gözler kullanan yeni nesneleri inceliyorlar. Atların tepkilerine ilişkin gözlemleri ayrıca at işleyicilerinin, bir atın nesnesini merak edip etmediğini veya korktuklarını yorumlamalarına ve buna göre davranmalarına yardımcı olabilir.
Araştırmacılar, Fransız Saddlebreds ve Trotters’ı bilinmeyen bir nesneye maruz bıraktılar – bu durumda, çok parlak kırmızı bantla sarılmış kaynaklı çubuklardan yapılmış bir kafes. Hem atın duygusal seviyesini (kafadan yatay veya alçak tutulmuş bir şekilde yavaşça yürüyen bir ata verilen bir puandan; sıçrayan ve kuyruk işaretleme ile gösterilen altıya kadar) ve atların bakma sayısını kaydetmişlerdir. iki gözle de nesnede.
Daha “duygusal” atların nesneye sol gözleriyle daha sık bakma eğiliminde olduklarını keşfettiler.

    Araştırmacılar ayrıca, atların sol tarafında görülen nesnelere kaçınma ile tepki verme doğal eğiliminin, sol tarafa montaj ve sol tarafa binme gibi sol odaklı atçılık geleneklerinde rol oynayabileceğini öne sürdü. Atlar bu taraftan korkuya neden olan uyaranlara karşı daha duyarlı olduklarından, her zaman soldan çalışmanın bu cevabı azaltmaya yardımcı olacağını söylediler.

Bazı olaylara at gözlüğü ile bakmak tabirini sürekli kullanmaktayız. Bakış açısının tek taraflı olduğunu vurguladığımız bu tabir aslında atların hayatlarını daha rahat sürdürebilmeleri için oldukça fazla gerekli bir yapıdır. Takılan bu gözlük yapı itibariyle tam olarak bir gözlüğe benzemez. Bu gözlükler atların görüş alanını büyütmek için değil görüş alanını daha da daraltmak için üretilmiş araçlardır.
  Atlar tarihini tam olarak bilmediğimiz yıllarda evcilleştirilmiş ve insanların savaşlarda, seyahatlerinde sürekli yanlarında olduğu bir hayvan olarak hafızamızda yer etmiştir. Yabani soyun tam olarak nerede bittiği bilinmeyen bu hayvan tarihte en erken evcilleştirilen hayvanlar arasında da yerini almıştır.
Canlılar gözleri ile algıladıkları nesneleri üç aşamada yorumlayabilmektedirler. Bu aşamalar biçim renk ve mesafeden oluşmaktadır. Özellikle otobur hayvanlar için bu 3 aşama hayati önem taşımakta ve yaşamını sürdürebilmek için dikkat edilmesi gereken bir ayrıntı olmuştur.
  Atlarda ise gözler hem arkayı hemde önü görmeyi sağlamaktadır. Oldukça geniş olan bu açı bazen 3 aşamayı doğru algılayabilmesi için olumsuz etkiler yaratabilmektedir. Daha küçük ve zararsız cisimleri büyük bir tehdit gibi algılayan atlar bunun sonucunda daha fazla tepki verebilir.
Bu gibi doğabilecek olumsuzlukların önüne geçmek için atların görüş alanlarını azaltacak at gözlükleri üretilmeye başlamıştır. Bu sayede yarış atları ve normal atlar çevresinden fazla etkilenmeden bir çok faaliyeti gerçekleştirebilir.


Çevremizden gelecek zararlı şeyleri görmemiz için atların tam tersi görüş alanımızı genişletici gözlüklere ihtiyacımız olduğu kesin.. !!😊
Sevgiyle kalın, şimdiden iyi yıllar..!!

"Rüzgar" ile olan resimlerimizi görebilmek için okları takip ediniz.


Bu güzel fotoğrafları çeken, "Rüzgar"ın biricik ailesi Haydar Tezcan başta olmak üzere tüm Sarnıç Plato Ailesi'ne sevgilerimle..



553 görüntüleme1 yorum

1 comentário


Sebnem Deniz
Sebnem Deniz
28 de dez. de 2021

Yine harika bilgiler harika fotograflar.Nefis anlatim.. Tesekkur ederiz ♡

Curtir
Yazı: Blog2 Post
bottom of page